Şan

Sizlere Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi İstanbul Devlet Konservatuvarı Opera Ana Sanat Dalı’nda, işinin en iyilerinden 6 sene boyunca eğitimini gördüğüm Şan yani insan sesi üzerine bir şeyler anlatacağım.

İnsan sesi, dünya üzerinde kontrol edilebilirlik seviyesi yüksek olan enstrümandır. Günlük hayatta konuşmak, duygu düşünce ve hislerimizi anlatmak için bu enstrümanı kullanırız. Ama bazen, hisleri anlatmak için konuşmak yeterli olmayabilir. Daha yoğun ve daha etkileyici bir ifade sağlayabilmek için ses tonumuza, seçtiğimiz sözcüklere dikkat ederiz. Peki bu yeterli mi? Ya anlatmak istediğimiz şey çok daha derin, komplike ve anlamlı ise? İnsanlık geçmişten gelen olayları, hikayeleri, hatta efsane ve mitleri anlatmak için yüzyıllardır sanatı kullanıyor. Olayları anlatmak için piyano, keman ve diğer üflemeli, yaylı, telli yada vurmalı çalgıları kullanıyor. Hatta tüm ihtişamıyla ve nüansları ile anlatabilmek için orkestralar kuruyor. Bazen bunu bir oyun gibi tiyatro ile anlatıyor. Bazen bir tuvaldeki renkleri kullanarak bir şeyler çiziyor, boyuyor yada karalıyor. Bazen dekorlar kostümler yada heykeller yapıyor. Evet bunların hepsi sanatın bir parçası. Ve hepsi kendi içinde eşsiz bir derinliğe, anlama ve bir o kadar değere sahip. Peki ya hiç düşündünüz mü? Tüm bunların hepsini birleştiren bir sanat olsaydı nasıl olurdu? Öyle bir sanat düşünün ki içinde birçok enstrümanın birleşmesi ile kurulmuş kalabalık bir orkestra olsun. Sahnede en zarif haliyle uzun çabalarla hazırlanmış dekorlar olsun. Yüzlerce kişinin emeği ile hazırlanmış ve her bir ilmeğine özenle emek verilmiş, aylarca üstüne düşünülüp tasarlanmış kostümler olsun. Bu kostümleri giyen büyük ve kalabalık bir koro olsun. Büyük bir asaletle kostümlerini taşıyan, dekorların arasındaki solistler olsun. Üstelik bu solistler ve koro sanatçıları aynı zamanda birer tiyatro oyuncusu kadar marifetli oyuncular olsun. İşin içine tüm özverisi ile katılan bale sanatçıları olsun. Eserler büyük ustalar tarafından özenle bestelensin. Sözleri özenle yazılsın. Orkestra şefi, suflör, rejisör, ışık tasarımcıları ve bu büyük projelerde emeği geçen daha birçok insan hepsi bir arada olsun ve büyük bir ahenk içinde çalışsın. Ne kadar zor görünüyor değil mi? Aslında böyle bir sanat dalı var. Ve insanlık yaklaşık 400 yıldır bu sanata Opera diyor. Tüm bunlardan bahsetmemin sebebi ise, insan sesinin nasıl bu kadar yoğun kullanılan bir enstrüman haline geldiğini, başlangıcından bu güne incelemek.

Müzik başlarda enstrümanlar kullanılarak icra ediliyordu. Daha sonra insanlar, seslerini kullanarak şarkılar söylemek istediler. Ama dönemin şartlarında insan sesinin sadece dini müzikte kullanılması için izin veriliyordu. Sonradan insanlar seslerini farklı müzik icralarında da kullanmaya başladılar ve ortaya şan kavramı çıktı. Sonra rönesans döneminde tüm sanatları birleştirmek amacıyla opera kavramı ortaya çıktı. Başlarda çok büyük kitleler tarafından ilgi görmediği için solistler rahatlıkla seslerini duyurabiliyorlardı. Ama bu yeni sanat dalına ilgi arttıkça izleyenlerin sayısı da çoğaldı. Ve dönemin şartlarında bu günkü mikrofonlar, hoparlörler vs. gibi aygıtlar mevcut olmadığı için solistler tabiri caizse bağırmak zorunda kaldılar. Ve kısa sürede sesleri kısılmaya ve şarkı söyleyemez hale gelmeye başladılar. Böylesine rağbet gören bir sanat yok olmamalıydı. İnsanlar içinde yaşadıkları dünyadan ve doğadan ilham alarak bu gün kullandığımız şan tekniğini geliştirmeye başladılar. Öyle bir teknik düşünün ki bir opera sanatçısı binlerce kişiye mikrofonsuz olarak şarkı söylüyor. En öndekinden en arkadakine herkes bu sesi işitiyor. Bu ses orkestra ve koronun sesleri içinde kaybolmuyor. Ve sanatçılar bunu yapmayı saatlerce sürdürebiliyor. Ertesi güne kimsenin sesi kısılmıyor, yada kimse sesini kaybetmiyor. Günümüzde dahi kullandığımız şan tekniği budur. Bir konuyu müzikal bir tiyatro şeklinde izleyiciye aktarmak için bu yöntemi kullanıyoruz. Opera sanatçısı demek, sesi de olan, yani sadece sesi olan değil sesi de olan bir oyuncu ve sanatçı demektir.

İnsanlar bu fikri çok sevmiş olacak ki farklı türlerde şarkılar bestelemişler. Ve günümüzde hala farklı türlerde şarkılar meydana çıkmakta. Tabii ki operada kullanılan tekniğe nazaran daha farklı teknikler kullanılıyor.Ama işin özü aslında aynı.Doğru nefes, doğru hareketler ve doğru şan yeri. Şan dersinin doğru şekilde yapılması o kadar önemlidir ki; aksi halde kişiye uygun olmayan egzersizler,vokaller,yahut ses aralıkları kişinin sesine kalıcı yada tedavisi çok zor zararlar verebilir. Doğru nefes almayı öğrenmeden şarkı söylemek, doğru kontrolleri yapmadan çalışmak çok zararlı olabilir. Kişinin sesinde nodül oluşmasına sebebiyet verebilir. Hatta kişiye sesini kaybettirebilir. Bu noktada işini iyi bilen ve doğru metotlar ile öğretebilen kişiler ile çalışmak elzem dir.Her şey nefes ile başlar. Doğru nefesi almak için diyafram kasımızı doğru kullanabilmek çok önemlidir. Bilinenin aksine diyafram nefesi denen olay, diyaframın içine alınan bir nefes değildir. Çünkü diyafram, nefes alabilen bir organ değildir. Burada olan şey, diyaframımızı uygun bir şekilde kullanıp açarak ve esneterek, akciğerlerimizin günlük hayatımızda kullanmadığımız bölümlerini açıp oraları da oksijen ile doldurarak tam kapasiteli bir kullanım sağlamaktır. Bu sayede ses tellerimizin titreşip ses edebilmesi için gereken gücü onlara sağlamış oluruz.

Ses tellerimizi esasında bir kas gibi düşünebiliriz. Şan yapmak tıpkı spor yapmak gibidir. Şan egzersizleri bizim ağırlık setlerimizdir. Tıpkı diğer kaslarımız gibi ses tellerimizi de doğru ağırlıkla çalıştırmamız elzemdir. İyi bir eğitmen ses telinin güçsüz noktalarını kişinin ses aralığı ve tınısı aracılığı ile tespit edip, uygun vokaller ve uygun melodiler ile egzersizler yaptırabilen kişidir. Sadece aynı vokali örneğin a, u, yada yu, vokalini yükselerek söylemek ses gelişimi açısından hiçbir şey kazandırmaz. Hatta yanlışlara bile sebep olabilir. Önemli olan kişinin bireysel olarak ihtiyacı olan egzersizi bulup kişiyi o yönde çalıştırmaktır.

Yediğimiz yada içtiğimiz hiçbir şey, doğrudan ses telimizi etkilemez. Bu doğru bilinen bir yanlıştır. Hatta halk arasında bilinen çiğ yumurta vs. Gibi şeyler de buna dahildir. Çünkü ses teli, yediğimiz içtiğimiz şeylerin geçtiği yemek borusunun içerisinde yer almamaktadır. Tabii ki dolaylı yoldan bazı etkiler olabilir ama direkt olarak bir etki mümkün değildir. Çünkü tükettiğimiz her şeyin vücudumuzun tamamına olduğu gibi sesimize de bir etkisi vardır.

Sesini, nefesini ve vücudunu doğru kullanmayı öğrenen kişi, dilediği tarzda şarkı söyleyebilir. Yeter ki doğru olan ile yanlış olanı ayırabilsin ve en önemlisi kendi sesine zarar vermesin. İnsan sesi çok özeldir. Herkesin sesi farklıdır. Ve bana göre kötü ses yoktur. Şahsen her sesin özel olduğuna ve doğru yöntemler ile güzel tınılar elde edebileceğine inanırım. Şarkı söyleyebilmek için müzik kulağı elzemdir. Eğer kişinin müzik kulağı var ise, ritim duygusu var ise, en önemlisi içinden gelen bir müzikalitesi bir şan zevki var ise, bazı teknik direktifleri anlayıp uygulayabiliyor ise şarkı söyleyememesi yada bunun eğitimini almaması için hiçbir sebep yoktur. Şan eğitimindeki temel amacımız kişiye bu becerileri kazandırmak, başta sesini korumak, sonrasında güçlendirmek ve söylemek istediği müzik tarzına göre kendisine öneriler sunmaktır. Elbette ki tüm müzik tarzları hakkında kişiyi bilgilendirmek, ona bunları tanıtmak ve keşfetmesine yardımcı olmak da şan eğitiminin bir parçasıdır.

Doğru eğitimle yapılan şan dersi bana göre dünyanın en zevkli işlerinden biridir. Sizler de sesinizi keşfetmek ve yapabileceklerinizi görüp bunu deneyimlemek isterseniz, tüm bilgimiz ve donanımımız ile Doğulu Müzik&Bale Eğitim Kurumları olarak sizlere yardımcı olmaktan mutluluk duyacağız.

Emre BEYHATUN

Diğer Bloglar

MÜZİK NEDİR?


Bu yazımda müziğin hayatımızı nasıl etkilediğinden bahsedeceğiz. Müzik insanların daha konuşmayı öğrenmeden duygularını ifade etmesine yarıyordu...

Oku

Bateri-Davul


Ben 2002 yılında Doğulu Müzik Bale Eğitim Kurumları ailesiyle tanıştım ve sevgili Seval Doğulu hanımın teşviği ile egitmenlik hayatım başladı.

Oku

BAŞLARKEN


Editörden merhaba. Bundan böyle kurumumuz ve branşları ile alakalı,sanatla ilgili haberleri,olayları,gelişmeleri, kısaca her şeyi sizinle paylaşacağız

Oku

Keman


Kemana başlamak için erken mi? Kemana başlamak için geç mi kaldım?

Oku

Müzik ve Piyano


Uyumlu seslerin bir araya gelmesiyle oluşan müzik,insanların duygusal yaşamında son derece etkilidir.

Oku

Piyano


Piyano, 88 adet tuşa sahip olması ile beraber, müzik enstrümanları arasında en geniş ses aralığına sahip olanıdır.

Oku

Çello-Viyolonsel


üst salyangoz üzerinde dört kulak, hemen altında sap bölümü başlıyor, orta göbek üzerinde dört telin üzerinden geçtiği köprü ve en altta yere dayayıp çalabilmek için,sivri demirden istenildiğinde uzatıp kısaltılarak ayarlanan sivri bir çubuk(Pik)vardır.

Oku

Keman-Viyolin


Keman 4 telli bir çalgıdır.Y aylı çalgılar grubunun küçüğü ve en ince seslere sahip olanıdır.

Oku